UlukaleKöy Arşivi
Ana Sayfa · Tarih
Yaklaşık 3000 yıl

Üç Bin Yıllık Kesintisiz Hafıza

Ulukale'nin yerleşim tarihi Demir Çağı'nda başlar ve dönemsel bir kesintiye uğramadan günümüze ulaşır. Bu da köyü, bölgenin en eski ve en sürekli yaşanmış yerleşimlerinden biri yapar.

Adın İzi

Xuzanu'dan Ulukale'ye

Köyün adı, yaklaşık 2800 yıllık belgeli bir geçmişe sahiptir. Tarihsel kayıtlarda izlenen biçimler:

Yöre, tarihsel Sophene (Dzopk) bölgesinde yer alır ve 9.–11. yüzyıllarda bir il/beylik merkezi olarak anılan Xozan ile özdeşleştirilir. Ermeni tarihçi Asoğik, Aziz Arisdakes (öl. 333) anlatısında "Dzopk diyarındaki Xozan kasabasında büyük bir kilise yapıldığını" aktarır; Urfalı Mateos da Xozan'dan söz eder. Bu kesintisiz isim zinciri, köyün üç bin yıla yaklaşan katmanlı geçmişinin en somut tanığıdır.

Kaynak: Sevan Nişanyan — Nişanyan Yeradları / Türkiye'nin Ermeni Coğrafyası.

M.Ö. ~1200 – 550 · Demir Çağı

İlk yerleşimin izleri

Arkeolojik yüzey araştırmaları, Ulukale'deki yerleşim başlangıcının Demir Çağı'na dayandığını gösteriyor. Yerin adı, MÖ 800 dolaylarında "Xuzanu" biçiminde kaydedilmiştir — yani köyün adı yaklaşık 2800 yıllık belgeli bir geçmişe sahiptir. Vadinin verimli toprağı ve dört dağın koruması, bu kadim yerleşimin temelini atar.

M.Ö. 4. yy – M.S. 4. yy · Helenistik & Roma

Kayaya oyulmuş bir mezar

Helenistik ve Roma dönemleri, köyde bugün hâlâ görülebilen bir kaya mezarı ile temsil edilir. Bu dönemden kalan kimi mimari kalıntılar, Ulukale'nin Ortaçağ öncesine uzanan köklerini belgeler.

Geç Antik & Ortaçağ

Xozan: kaynaklara geçen bir kasaba

Bu dönemde yöre, Ermeni kaynaklarında Xozan adıyla anılan bir kasabadır. Asoğik ve Urfalı Mateos gibi tarihçiler Xozan'dan ve burada yapılan büyük bir kiliseden söz eder. Köyde anıtsal bir kalıntı günümüze ulaşmasa da, bu kayıtlar yerleşimin Ortaçağ boyunca kesintisiz ve önemli olduğunu gösterir. Köyün bugün görülen tarihsel dokusu ise bir sonraki çağda somutlaşacaktır.

16. yüzyıl · Osmanlı Dönemi

Çemişgezek Sancağı'nın nahiye merkezi

16. yüzyılda Ulukale, Çemişgezek Sancağı'na bağlı bir nahiye merkezi konumuna yükselir. Köyün bugün tanındığı tarihsel doku — türbe, çeşme, hamam, cami, kilise ve kerpiç sivil mimari — esas olarak bu dönemde hayat bulur. Farklı inanç ve kültürlerin bir arada izini taşıyan bu katmanlı miras, Ulukale'nin en belirgin özelliğidir.

19. – 20. yüzyıl

Köyün altın çağı ve dağılması

Konaklar, değirmen ve dut bahçeleriyle canlı bir köy hayatı sürer. 20. yüzyılın ikinci yarısında ise göç, köyün yavaş yavaş sessizleşmesine yol açar. Geride toprak damlı kerpiç evler, ahşap pencereler ve bir zamanlar çocuk sesleriyle dolan okul kalır.

Bugün

Yaşayan bir açık hava müzesi

Bugün büyük ölçüde terk edilmiş olan eski köy, fotoğrafçıların ve doğa tutkunlarının uğrak yeri. Köyden ayrılanlar zaman zaman geri dönüp eski evlerinin arasında geçmişi arıyor. Geçim hâlâ büyük ölçüde dut yetiştiriciliğine dayanıyor.

Derinlemesine

Osmanlı Dönemi'nde Ulukale

Osmanlı arşiv belgelerine (tahrir ve nüfus defterleri) dayanan akademik bir incelemeye göre köyün idari, demografik ve ekonomik yapısı.

İsmin kökeni: "Ulu Kal'a"

Ulukale adı Osmanlı belgelerinde "Ulu Kal'a" olarak geçer; "çok büyük, yüce" anlamındaki ulu sıfatı ile Arapça kal'a (kale) kelimesinden oluşur. Köy, adını yaslandığı sarp tepenin zirvesindeki kaleden alır — daha çok bir gözetleme kulesi niteliğindeki bu yapının harabesi bugün de durur. 1518 ve 1523 kayıtlarında köy "Rabat" (ribat) adıyla da anılır; bu, burada bir han bulunduğuna ve geçen tüccardan tamga (damga) vergisi alındığına işaret eder. 1541'den sonra ribat vasfını yitiren köy, yalnızca Ulukale adıyla anılır olur.

İdari yapı: bir nahiye merkezi

Çemişgezek, 1515'te Ulukale ile birlikte Osmanlı yönetimine girdi. Ulukale, Çemişgezek Sancağı'na bağlı Ulukale Nahiyesi'nin merkeziydi. 16. yüzyıl başında (1518-1523) nahiye 10 köyden oluşuyordu; bunlardan biri Kürt, diğerleri gayrimüslim köyleriydi — köyün çok katmanlı kültürel dokusunun bir başka kanıtı. Müslüman Türk nüfusun köye yerleşmesi 1524-1540 yılları arasında gerçekleşti.

Ekonomi: tarım, hayvancılık ve kasaba dokusu

Ulukale, tarım ve hayvancılığın öne çıktığı tipik bir Anadolu yerleşmesiydi. Vergiye konu başlıca ürünler buğday, arpa, darı, üzüm ve pamuktu; büyük-küçükbaş hayvancılığın yanı sıra arıcılık da yapılırdı. Köyü çevresindekilerden ayıran, bir kasabaya özgü yapılardı: tekstil ürünlerinin boyandığı bir boyahane, iki taş kapasiteli bir hububat değirmeni ve bir han. Bugün köyün başlıca geçim kaynağı olan dut ise Osmanlı döneminde henüz yaygın değildi; dutun ekonomiye damgasını vurması Cumhuriyet Dönemi'nde oldu. Köyde eskiden mevcut olan bağlar ise zamanla ortadan kalkmıştır.

Ferruhşad Bey Türbesi

Köyün en önemli yapılarından biri, Zilhicce 957 (Aralık 1550 / Ocak 1551) tarihinde tamamlanan Ferruhşad Bey Türbesi'dir. Sekizgen planlı, dış yüzeyi kesme taşla kaplı ve gövdesi kırmızı taştan üç şeritle hareketlendirilmiş bu yapı yakın zamanda restore edildi. Türbede yatan Ferruhşad Bey, Osmanlıların ilk Çemişgezek Sancakbeyi Pir Hüseyin Bey'in oğlu ve Mazgirt sancakbeyiydi. Kapısındaki Arapça kitabe 1997'de sökülüp çalınmış, 2017'de bulunarak Tunceli Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'ne teslim edilmiştir.

Kaynak: Enver Çakar, "Osmanlı Döneminde Ulukale Köyü", Fırat Üniversitesi Harput Araştırmaları Dergisi, C. V, S. 2 (2018), Elazığ. (PDF) Osmanlı tahrir ve nüfus defterlerine dayanır.

Kaynak notu: Bu sayfadaki tarihsel bilgiler büyük ölçüde Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi'nde yayımlanan "Çemişgezek-Ulukale Köyü'nün Tarihsel Yerleşim Dokusu" başlıklı akademik çalışmaya ve Anadolu Ajansı haberine dayanmaktadır. Eksik veya hatalı gördüğünüz bilgileri lütfen bizimle paylaşın — arşivi birlikte doğru tutalım.

Bu hikâyenin bir parçası mıydınız?

Dededen, nineden dinlediğiniz tarihler, eski tapular, köyün geçmişine dair her belge bu zaman çizelgesini zenginleştirir.

Hikâyeni Anlat